Zaza aydın ve kurumlarının basın açıklaması

Tunceli Üniversitesi yönetiminin bu cesur ve örnek verici kararına saygı göstereceğine, yapılan bu
çirkin eylem, hem üniversite yönetimine, hem de Zaza Halkı ve Zaza Diline karşı büyük bir
saygısızlık ve düşmanlıktır.

Zaza Aydın ve Kurumlarının Basın Açıklaması – 1
Zazaca Kürtçe değil, Zazalar Kürt değil

Ülkemizde başlatılan demokratikleşme süreci içerisinde çözülmesi gereken sorunlardan birisi de
Zaza Sorunu’dur. Çok halklı Avrupa devletlerinde, bilindiği gibi etnik sorunlar demokratik bir
anlayışla anayasada, kanuni ve siyasi düzeyde eşitlik ve eşit muamele temelinde bir düzenleme
yapılarak nihai ve kalıcı bir çözüme bağlanıp barışçı ve huzurlu bir ortam yaratılmıştır. Mesela dört
resmi dilli İsviçre (Almanca, Fransızca, İtalyanca, Reto Romanca), üç resmi dilli İspanya
(İspanyolca, Katalanca, Baskça), iki resmi dilli Belçika (Flemce, Valonca), vs.
Bu misallerle görülüyorki, bazılarının iddia ettiği gibi, dillerin resmi tanınmasıyla hiçbir ülke
bölünmemiş, tersine gelişmiştir.

Bu ülkelerde etnik halkların varlığı, dili ve kültürü anayasada resmen tanınarak eğitim, kültür ve
siyasi düzeyde eşitlik ve eşit muamele temelinde kanuni bir düzenleme yapılarak sosyal barışçı,
rahat ve huzurlu bir ortama kavuşmuştur.
Toplumsal sorunları çözmeyen, bunların çözümünü baskı ve yasaklarla engelleyen ülkeler
ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan ilerliyemez, ülkemizde olduğu gibi daima geri kalır.
1921 de Koçkiri’de, 1925 te Şeyh Sait hareketinde, 1937-38 de Dersim’de Zaza halkına karşı
yapılan askeri saldırılar derin ve kanlı bir iz bırakmış, açılan yaralar, aradan bunca zaman ve birkaç
nesil geçmesine rağmen, henüz kapanmamıştır.

Zaza halkı bir yandan şiddetli ve zoraki Türk asimilasyonuna maruz kalırken, diğer yandan da Kürt
baskı ve asimilasyonuyla karşı karşıyadır.
Devlet kurumları 1990 yıllarına kadar Zazaları Türk, Zazacayı da Türkçenin bir lehçesi olarak
tanımlıyordu. Kürt milliyetçileri de bunun tersine Zazaları Kürt, Zazacayı da Kürtçenin bir lehçesi
olduğunu propağanda etmektedir. Devlet bu iddiadan kısmen vazgeçti fakat öbürleri halen devam
ediyor. Her iki iddia da siyasi bir asimilasyon ideolojisidir. Yani biri türkleştirmeye, öbürü de
kürtleştirmeye çalışıyor. İkisinin amacı da Zaza dilini eriterek yok edip, Zaza halkını tarih
sahnesinden silmektir.

Zaza halkı ağır askeri saldırılarla çok zulüm görmüş, önder ve aydınlarını kaybetmiş ve
toparlanamamıştır. Onun içindir ki, ulusal bilinçlenmesi gecikmiş, siyasi ve toplumsal
örgütlenmesini bağımsız bir temel de gerçekleştirememiştir.
Buna karşı Osmanlı yönetimi Kürt kimliğini resmen tanımış, Kürtlere aşiret mektebi açmış, Kürtçe
sözlük çıkartmış, Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alayları kurup bunları beslemiş ve 34 yıl Doğu
Anadolu’da terör estirmiştir (1889-1923). Bunu yaparken Zazaları da (Alevisiyle Sünnisiyle)
dışlamış ve Zaza kimliğini resmi olarak tanımamıştır. Kürt kimliğinin gelişmesi ve Zaza kimliğinin
gecikmesinin önemli bir tarihi sebebi budur.

Kürt milliyetçileri eskiden beri Zazaların 1921, 1925 ve 1937-38 de verdikleri Ulusal Demokratik
Mücadelesini haksız olarak kendilerine maledip kendi siyasi çıkarları için sömürüyorlar. Bütün bu
kötü şartlara rağmen 1980 den sonra, özellikle Avrupa’daki serbest ortamda mevcut örgütlenmeler
dışında, bağımsız temelde bir Zaza milli bilinçlenmesi filizlendi ve gelişti. Zaza aydın ve
yurtseverleri, bilimsel, siyasi ve kültürel düzeylerde kendini serbest ve bağımsız olarak temsil
etmeye başladılar. Zaza bilimi, başta dilbilimi olmak üzere diğer branşlarda da, Avrupa, Amerika ve
Rusya üniversitelerinde ilgi görerek araştırma konusu oldu ve gelişmeye başladı.
Zaza halkının örgütsüzlüğünden istifade eden Kürt milliyetçileri ve diğer siyasi hareketler,
Zazaların güçlü siyasi potansiyelini kendine maledip sömürmekte, hedefini saptırarak ulusal
bilinçlenmesini engellemekte, demokratik haklarının alınmasına karşı çıkmaktalar.
Zaza aydın ve yurtseverleri bu ağır şartlar altında siyasi bir temsilciliğini yaratması için birkaç
girişimde bulunmuştur. Çeşitli iç ve dış nedenlerden dolayı ancak belli bir süre başarılı olmasına
rağmen kalıcı olamadı. Zaza halkının güçlü, fakat dağınık olan siyasi potansiyelinin toparlanması
gerekir. Zazalar demokrasi hareketinde kendini bağımsız olarak temsil edip parlamentoda kendi
toplumsal haklarını savunmalıdır.

Kürt siyasi örgütleri Zaza halkını temsil edemez ve buna hakkı yoktur. Kürtlerin mücadelesi Zaza
halkının mücadelesi değildir. Her halk özgürlük ve demokrasi mücadelesini kendisi verir.Zazaca bir dildir, Zazalar bir halktır
Tunceli/Mamekiye’de yeni açılan üniversitenin yönetiminin verdiği bir kararla hükümetin
demokratikleşme politikasını destekleyerek ilk ve tek üniversite olarak, örnek verici bir tavır ve
halkça beklenen cesur bir kararla, Zazaca ve Kürtçe dillerini seçmeli ders olarak öğretim
programına almıştır (9.4.2010). Bunun üzerine 400 öğrenci de Zazacayı seçmiştir.
Ne varki, yukarıda açıklanan siyasi sebeplerden dolayı bu olay, anlaşılan Kürt milliyetçileri
tarafından hazmedilememiş ve gözünde diken olmuştur.

Üniversite yönetiminin verdiği örnek ve demokratik girişimi, Kürt örgütleri ve milliyetçilerinin,
Zazaları ve Zazacayı asimile etme amacına ters düştüğü için, hayali yıkılmış uykusu kaçmıştır.
Bundan kurtulmak için düşünüp taşınmışlar, üniversite yönetimine karşı olduğu gibi, başta Zaza
halkına karşı, bakın nasıl bir plan hazırlamışlar:
Seyit Rıza’nın dediği gibi ‘karga bülbül olmaz’

Geşmişte Kürt örgütleri tarafından kovulan, fakat Zaza Demokratik Hareketi gelişince tekrar geri
çağrılıp beslenen, Zaza aydın ve yurtseverlerine saldırtmak için öteden beri kullanılan bir
propağandacı Almanya’dan getirilip ileri sürülmüştür. Bunu yapan da bir Kürt partisinin ele
geçirdiği Tunceli Belediyesidir ve görevini kötüye kullanarak, Gençlik ve Kültür Merkezi’nde,
anlaşılan gençliği, militan ve sempatizanlarını toplayarak bu şahısa ajitasyon ve propaganda
yaptırmıştır; 8.5.2010,
bakınız: http://www.tuncelibelediyesi.net/newsdetail.aspx?type=news&id=22 .
Bu şahıs ne bir dilbilim eğitimi görmüş, ne de Zaza Dili üzerine yazılmış ve dünyaca tanınan
bilimsel görüş ve eserlere saygı duyuyor. Konuya ilgi duyan herkesin bildiği gibi, bu kişi bir yalan
ve uydurma makinesi olarak ‘Kürtçenin bukadar lehçesi var, … falan filan’ deyip etkilemeye
çalışmıştır. Bundan dört gün sonra (12.5.2010), yine Kürt milliyetçileri bir gençlik örgütünün üye
ve sempatizanlarını üniversite yönetiminin aleyhinde kışkırtmışlar. Okumaları için ellerine verilen
bildiride artık herkesçe bilinen lehçe uydurması propağanda edilmiştir:
http://www.tuncelininsesi.com/haber/universite-ogrencilerinden-protesto-920.htm
Bu iddianın hiçbir bilimsel temeli yoktur. Çünkü siyasi sebepler yüzünden lehçe olarak ilan edilen
Kurmancca, Soranca, Goranca ve Zazaca konuşanların hiçbirisi birbirini anlamaz, çünkü gramer
yapıları çok farklıdır. Dolayısıyla bunların herbiri birer ayrı dildir. Bu dillerin incelendiği bilim dalı
olan iranistikte, enternasyonal düzeydeki bütün dilbilimciler Zazacanın kendine has bir gramer
yapısına sahib olup bağımsız bir dil olduğuna dair fikir birliğindedirler. Bir Zaza atasösözünde
söylendiği gibi:

Zur ra çê nêvıraẓino. ‘Yalandan ev yapılmaz.’

Bildiride üniversite kararının bilimsel olmadığı iddia edilmiş. Kürt milliyetçi ve propağandacıları,
bunun aksini iddia eden ciddi bir dilbilimciyi hele söylesinler de, bilelim! Kim miş o?
Ayrıca bildiride, üniversite yönetiminin “Kürt kurum ve şahsiyetlerine danışmadan bu kararı
vermiş” deniliyor. Herşeyden önce şunu bilmek gerekir: Bilim siyasetten üstündür. Çünkü bilim
ispata dayanır. Siyaset ise, bilindiği gibi çoğu zaman uydurma ve iddia üzerine kurulur.
Tunceli Üniversitesi yönetiminin bu cesur ve örnek verici kararına saygı göstereceğine, yapılan bu
çirkin eylem, hem üniversite yönetimine, hem de Zaza Halkı ve Zaza Diline karşı büyük bir
saygısızlık ve düşmanlıktır.

Bırakın, herkes dilini serbestçe konuşsun. Nedir bu şövenizm, nedir bu düşmanlık!? Zazalar kendi
dilini, Kürtler de kendi dilini konuşsun. Kürt milliyetçilerinin Zazacayı yasaklamaya hakkı yoktur!
Dersim’de büyük çoğunluğu oluşturan Zaza Halkı üniversite yönetimini ve demokratik tavrını
desteklemelidir. Üniversite bir bilim yuvasıdır, eylem kampına dönüştürülemez.

20.5.2010İmzalayan Kurum ve Şahıslar

Zaza Dili Enstitüsü, Frankfurt a. M. /Almanya
Zaza Kulturhaus Mannheim /Almanya
Zaza Kültür Vakfı, İstanbul
Radiozaza, İnternet radyosu, Almanya
Dersim-Gemeinde Rhein-Ruhr e. V., Duisburg /Almanya
Zaza Dil ve Kültür Derneği, İsveç
Dr. Zülfü Selcan, dilbilimci, Berlin
Dr. Hüseyin Çağlayan, politolog, Frankfurt a.M.
Dr. Kahraman Gündüzkanat, eğitimci, Darmstadt
Dr. Kazım Aktaş, etnolog, Frankfurt a. M.
Mesut Keskin, lenguist, doktorand, Frankfurt a.M. /Almanya
Fahri Pamukçu, Zazaca gramer yazarı, Diyarbakır
Musa Canpolat, Zazaca sözlük yazarı, şair, sanatçı, Stuttgart /Almanya
Hakkı Çimen, öğretmen, yazar, Krefeld /Almanya
Hıdır Eren, sosyolog, İstanbul
Dilaver Eren, Yüksek Elektrik Mühendisi, İstanbul
Faruk Eren, öğretmen, İstanbul
Hasan Dursun, yazar, Ludwigshafen /Almanya
Ali Kırmızıkaya, yazar, Darmstadt /Almanya
Hasan Devran, psikolog, yazar, Mannheim /Almanya
Haydar Şahin, Mannheim /Almanya
Sait Çiya, yazar, Bielefeld /Almanya
Heyder (Aslan), öğretmen, kabereci, tiyatrocu, şair, Darmstadt /Almanya
Hasan Dilber, radyo konuşmacısı, röportajcı, Almanya
Rewal Rozvera, öğretmen, kabereci, Essen /Almanya
Kemal Pamukçu, Wetzlar /Almanya
Mahmut Pamukçu, Wetzlar /Almanya
Ramazan Yıldız, Wetzlar /Almanya
Remzi Saraç, Wetzlar /Almanya
Hayri Dalkılıç, İngiltere
Mustafa Kahraman, Basel /İsviçre
Hüseyin Sevinç, eğitimci, Basel /İsviçre
Koyo Berz, yazar, İsveç
Faruk İremet, yazar, İsveç
Mehmet Sanlı, İsveç
Ali Gültekin, İsveç
Cengiz Gültekin, İsveç

Tunceli Üniversitesi yönetiminin bu cesur ve örnek verici kararına saygı göstereceğine, yapılan bu
çirkin eylem, hem üniversite yönetimine, hem de Zaza Halkı ve Zaza Diline karşı büyük bir
saygısızlık ve düşmanlıktır.

Zaza Aydın ve Kurumlarının Basın Açıklaması – 1
Zazaca Kürtçe değil, Zazalar Kürt değil

Ülkemizde başlatılan demokratikleşme süreci içerisinde çözülmesi gereken sorunlardan birisi de
Zaza Sorunu’dur. Çok halklı Avrupa devletlerinde, bilindiği gibi etnik sorunlar demokratik bir
anlayışla anayasada, kanuni ve siyasi düzeyde eşitlik ve eşit muamele temelinde bir düzenleme
yapılarak nihai ve kalıcı bir çözüme bağlanıp barışçı ve huzurlu bir ortam yaratılmıştır. Mesela dört
resmi dilli İsviçre (Almanca, Fransızca, İtalyanca, Reto Romanca), üç resmi dilli İspanya
(İspanyolca, Katalanca, Baskça), iki resmi dilli Belçika (Flemce, Valonca), vs.
Bu misallerle görülüyorki, bazılarının iddia ettiği gibi, dillerin resmi tanınmasıyla hiçbir ülke
bölünmemiş, tersine gelişmiştir.

Bu ülkelerde etnik halkların varlığı, dili ve kültürü anayasada resmen tanınarak eğitim, kültür ve
siyasi düzeyde eşitlik ve eşit muamele temelinde kanuni bir düzenleme yapılarak sosyal barışçı,
rahat ve huzurlu bir ortama kavuşmuştur.
Toplumsal sorunları çözmeyen, bunların çözümünü baskı ve yasaklarla engelleyen ülkeler
ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan ilerliyemez, ülkemizde olduğu gibi daima geri kalır.
1921 de Koçkiri’de, 1925 te Şeyh Sait hareketinde, 1937-38 de Dersim’de Zaza halkına karşı
yapılan askeri saldırılar derin ve kanlı bir iz bırakmış, açılan yaralar, aradan bunca zaman ve birkaç
nesil geçmesine rağmen, henüz kapanmamıştır.

Zaza halkı bir yandan şiddetli ve zoraki Türk asimilasyonuna maruz kalırken, diğer yandan da Kürt
baskı ve asimilasyonuyla karşı karşıyadır.
Devlet kurumları 1990 yıllarına kadar Zazaları Türk, Zazacayı da Türkçenin bir lehçesi olarak
tanımlıyordu. Kürt milliyetçileri de bunun tersine Zazaları Kürt, Zazacayı da Kürtçenin bir lehçesi
olduğunu propağanda etmektedir. Devlet bu iddiadan kısmen vazgeçti fakat öbürleri halen devam
ediyor. Her iki iddia da siyasi bir asimilasyon ideolojisidir. Yani biri türkleştirmeye, öbürü de
kürtleştirmeye çalışıyor. İkisinin amacı da Zaza dilini eriterek yok edip, Zaza halkını tarih
sahnesinden silmektir.

Zaza halkı ağır askeri saldırılarla çok zulüm görmüş, önder ve aydınlarını kaybetmiş ve
toparlanamamıştır. Onun içindir ki, ulusal bilinçlenmesi gecikmiş, siyasi ve toplumsal
örgütlenmesini bağımsız bir temel de gerçekleştirememiştir.
Buna karşı Osmanlı yönetimi Kürt kimliğini resmen tanımış, Kürtlere aşiret mektebi açmış, Kürtçe
sözlük çıkartmış, Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alayları kurup bunları beslemiş ve 34 yıl Doğu
Anadolu’da terör estirmiştir (1889-1923). Bunu yaparken Zazaları da (Alevisiyle Sünnisiyle)
dışlamış ve Zaza kimliğini resmi olarak tanımamıştır. Kürt kimliğinin gelişmesi ve Zaza kimliğinin
gecikmesinin önemli bir tarihi sebebi budur.

Kürt milliyetçileri eskiden beri Zazaların 1921, 1925 ve 1937-38 de verdikleri Ulusal Demokratik
Mücadelesini haksız olarak kendilerine maledip kendi siyasi çıkarları için sömürüyorlar. Bütün bu
kötü şartlara rağmen 1980 den sonra, özellikle Avrupa’daki serbest ortamda mevcut örgütlenmeler
dışında, bağımsız temelde bir Zaza milli bilinçlenmesi filizlendi ve gelişti. Zaza aydın ve
yurtseverleri, bilimsel, siyasi ve kültürel düzeylerde kendini serbest ve bağımsız olarak temsil
etmeye başladılar. Zaza bilimi, başta dilbilimi olmak üzere diğer branşlarda da, Avrupa, Amerika ve
Rusya üniversitelerinde ilgi görerek araştırma konusu oldu ve gelişmeye başladı.
Zaza halkının örgütsüzlüğünden istifade eden Kürt milliyetçileri ve diğer siyasi hareketler,
Zazaların güçlü siyasi potansiyelini kendine maledip sömürmekte, hedefini saptırarak ulusal
bilinçlenmesini engellemekte, demokratik haklarının alınmasına karşı çıkmaktalar.
Zaza aydın ve yurtseverleri bu ağır şartlar altında siyasi bir temsilciliğini yaratması için birkaç
girişimde bulunmuştur. Çeşitli iç ve dış nedenlerden dolayı ancak belli bir süre başarılı olmasına
rağmen kalıcı olamadı. Zaza halkının güçlü, fakat dağınık olan siyasi potansiyelinin toparlanması
gerekir. Zazalar demokrasi hareketinde kendini bağımsız olarak temsil edip parlamentoda kendi
toplumsal haklarını savunmalıdır.

Kürt siyasi örgütleri Zaza halkını temsil edemez ve buna hakkı yoktur. Kürtlerin mücadelesi Zaza
halkının mücadelesi değildir. Her halk özgürlük ve demokrasi mücadelesini kendisi verir.Zazaca bir dildir, Zazalar bir halktır
Tunceli/Mamekiye’de yeni açılan üniversitenin yönetiminin verdiği bir kararla hükümetin
demokratikleşme politikasını destekleyerek ilk ve tek üniversite olarak, örnek verici bir tavır ve
halkça beklenen cesur bir kararla, Zazaca ve Kürtçe dillerini seçmeli ders olarak öğretim
programına almıştır (9.4.2010). Bunun üzerine 400 öğrenci de Zazacayı seçmiştir.
Ne varki, yukarıda açıklanan siyasi sebeplerden dolayı bu olay, anlaşılan Kürt milliyetçileri
tarafından hazmedilememiş ve gözünde diken olmuştur.

Üniversite yönetiminin verdiği örnek ve demokratik girişimi, Kürt örgütleri ve milliyetçilerinin,
Zazaları ve Zazacayı asimile etme amacına ters düştüğü için, hayali yıkılmış uykusu kaçmıştır.
Bundan kurtulmak için düşünüp taşınmışlar, üniversite yönetimine karşı olduğu gibi, başta Zaza
halkına karşı, bakın nasıl bir plan hazırlamışlar:
Seyit Rıza’nın dediği gibi ‘karga bülbül olmaz’

Geşmişte Kürt örgütleri tarafından kovulan, fakat Zaza Demokratik Hareketi gelişince tekrar geri
çağrılıp beslenen, Zaza aydın ve yurtseverlerine saldırtmak için öteden beri kullanılan bir
propağandacı Almanya’dan getirilip ileri sürülmüştür. Bunu yapan da bir Kürt partisinin ele
geçirdiği Tunceli Belediyesidir ve görevini kötüye kullanarak, Gençlik ve Kültür Merkezi’nde,
anlaşılan gençliği, militan ve sempatizanlarını toplayarak bu şahısa ajitasyon ve propaganda
yaptırmıştır; 8.5.2010,
bakınız: http://www.tuncelibelediyesi.net/newsdetail.aspx?type=news&id=22 .
Bu şahıs ne bir dilbilim eğitimi görmüş, ne de Zaza Dili üzerine yazılmış ve dünyaca tanınan
bilimsel görüş ve eserlere saygı duyuyor. Konuya ilgi duyan herkesin bildiği gibi, bu kişi bir yalan
ve uydurma makinesi olarak ‘Kürtçenin bukadar lehçesi var, … falan filan’ deyip etkilemeye
çalışmıştır. Bundan dört gün sonra (12.5.2010), yine Kürt milliyetçileri bir gençlik örgütünün üye
ve sempatizanlarını üniversite yönetiminin aleyhinde kışkırtmışlar. Okumaları için ellerine verilen
bildiride artık herkesçe bilinen lehçe uydurması propağanda edilmiştir:
http://www.tuncelininsesi.com/haber/universite-ogrencilerinden-protesto-920.htm
Bu iddianın hiçbir bilimsel temeli yoktur. Çünkü siyasi sebepler yüzünden lehçe olarak ilan edilen
Kurmancca, Soranca, Goranca ve Zazaca konuşanların hiçbirisi birbirini anlamaz, çünkü gramer
yapıları çok farklıdır. Dolayısıyla bunların herbiri birer ayrı dildir. Bu dillerin incelendiği bilim dalı
olan iranistikte, enternasyonal düzeydeki bütün dilbilimciler Zazacanın kendine has bir gramer
yapısına sahib olup bağımsız bir dil olduğuna dair fikir birliğindedirler. Bir Zaza atasösözünde
söylendiği gibi:

Zur ra çê nêvıraẓino. ‘Yalandan ev yapılmaz.’

Bildiride üniversite kararının bilimsel olmadığı iddia edilmiş. Kürt milliyetçi ve propağandacıları,
bunun aksini iddia eden ciddi bir dilbilimciyi hele söylesinler de, bilelim! Kim miş o?
Ayrıca bildiride, üniversite yönetiminin “Kürt kurum ve şahsiyetlerine danışmadan bu kararı
vermiş” deniliyor. Herşeyden önce şunu bilmek gerekir: Bilim siyasetten üstündür. Çünkü bilim
ispata dayanır. Siyaset ise, bilindiği gibi çoğu zaman uydurma ve iddia üzerine kurulur.
Tunceli Üniversitesi yönetiminin bu cesur ve örnek verici kararına saygı göstereceğine, yapılan bu
çirkin eylem, hem üniversite yönetimine, hem de Zaza Halkı ve Zaza Diline karşı büyük bir
saygısızlık ve düşmanlıktır.

Bırakın, herkes dilini serbestçe konuşsun. Nedir bu şövenizm, nedir bu düşmanlık!? Zazalar kendi
dilini, Kürtler de kendi dilini konuşsun. Kürt milliyetçilerinin Zazacayı yasaklamaya hakkı yoktur!
Dersim’de büyük çoğunluğu oluşturan Zaza Halkı üniversite yönetimini ve demokratik tavrını
desteklemelidir. Üniversite bir bilim yuvasıdır, eylem kampına dönüştürülemez.

20.5.2010İmzalayan Kurum ve Şahıslar

Zaza Dili Enstitüsü, Frankfurt a. M. /Almanya
Zaza Kulturhaus Mannheim /Almanya
Zaza Kültür Vakfı, İstanbul
Radiozaza, İnternet radyosu, Almanya
Dersim-Gemeinde Rhein-Ruhr e. V., Duisburg /Almanya
Zaza Dil ve Kültür Derneği, İsveç
Dr. Zülfü Selcan, dilbilimci, Berlin
Dr. Hüseyin Çağlayan, politolog, Frankfurt a.M.
Dr. Kahraman Gündüzkanat, eğitimci, Darmstadt
Dr. Kazım Aktaş, etnolog, Frankfurt a. M.
Mesut Keskin, lenguist, doktorand, Frankfurt a.M. /Almanya
Fahri Pamukçu, Zazaca gramer yazarı, Diyarbakır
Musa Canpolat, Zazaca sözlük yazarı, şair, sanatçı, Stuttgart /Almanya
Hakkı Çimen, öğretmen, yazar, Krefeld /Almanya
Hıdır Eren, sosyolog, İstanbul
Dilaver Eren, Yüksek Elektrik Mühendisi, İstanbul
Faruk Eren, öğretmen, İstanbul
Hasan Dursun, yazar, Ludwigshafen /Almanya
Ali Kırmızıkaya, yazar, Darmstadt /Almanya
Hasan Devran, psikolog, yazar, Mannheim /Almanya
Haydar Şahin, Mannheim /Almanya
Sait Çiya, yazar, Bielefeld /Almanya
Heyder (Aslan), öğretmen, kabereci, tiyatrocu, şair, Darmstadt /Almanya
Hasan Dilber, radyo konuşmacısı, röportajcı, Almanya
Rewal Rozvera, öğretmen, kabereci, Essen /Almanya
Kemal Pamukçu, Wetzlar /Almanya
Mahmut Pamukçu, Wetzlar /Almanya
Ramazan Yıldız, Wetzlar /Almanya
Remzi Saraç, Wetzlar /Almanya
Hayri Dalkılıç, İngiltere
Mustafa Kahraman, Basel /İsviçre
Hüseyin Sevinç, eğitimci, Basel /İsviçre
Koyo Berz, yazar, İsveç
Faruk İremet, yazar, İsveç
Mehmet Sanlı, İsveç
Ali Gültekin, İsveç
Cengiz Gültekin, İsveç

Related posts