Zülfü Selcan ile söyleşi…

zselcan-tunceli-emek

Tunceli Üniversitesi Öğretim Üyesi Zülfü Selcan, Zazaca söylenişi ve kitabındaki yer alan şekliyle Zılfi Selcan ile bir söyleşi yaptık. Zaza Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Selcan’a Zazaca’nın durumu, süren tartışmalar, üniversitedeki eğitimi sorduk. İşte, yöreden yöreye değişen Zazaca’da, hangisinin sözlükte yer aldığına dair sorular da yönelttiğimiz Selcan ile yapılmış o söyleşi:

Toplam kaç adet sözlük basıldı?

1.000 adet basıldı.

Bölümde kaç öğrenci okuyor?

Bölümümüzde 4 sınıf var. Ortalama her sınıfın mevcudu 30 civarında. Toplam 135 öğrencimiz var. Bu yazın sonunda ilk mezunlarımızı vereceğiz.

Zaza dilini bitirenler nerede istihdam olabilir? Geleceği olan bir bölüm müdür? Ya da sadece dili yaşatmak amacıyla açılan bir bölüm mü?

Buradan mezun olanlar Zazaca Öğretmeni olarak mezun olacak. Ve bu hakları da YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylandı. Onlarda Türkçe veya Almanca öğretmeni gibi atanacaklar. Ülkemizde dil yasaklarının kalkması, ortaokullarda Zazaca dilinin seçmeli ders yapılması ve halk eğitim kurslarında kurs vermeleri için Zazaca Öğretmeni ihtiyacı olacaktır. Öğrencilerimiz buralarda istihdam edilebilecek.

Bölümünüzden mezun olan bir öğrenci, Zazaca’yı çok iyi anlayıp konuşabilecek mi?

Eğer düzenli bir eğitim alırsa, tabi ki. Ancak dil bölümlerinde önce dil öğretilir ondan sonra öğrenci öğrenimine başlar. Ülkemizde bu yapılmıyor. Mesela birisi Alman Edebiyatı okumak istiyorsa, öğrenimin ilk evrelerinde Almanca eğitimi alması ve Almanca’yı öğrenmesi lazım. Ondan sonra üniversiteye kaydolması lazım. Ülkemizde bu eksiklik var. Neden bunları söylüyorum? Çünkü hazırlık sınıfı olmazsa, öğrenciler dil bakımından imtihan edilmezse, dil bilenle bilmeyen aynı sınıfta olursa bu öğrenmeyi güçleştirir. Ayrıca dili azda olsa bilen ile bilmeyenin aynı sınıfta okuması ilerlemeyi de yavaşlatır.

Hocam Zazaca’yı Kürtçe’nin lehçesi diye tanımlayıp ısrarla dil olmadığını savunan da var. Dil olduğunu ve kaybolmaya yüz tuttuğunu düşünen de. Siz Zazaca’yı ne olarak tanımlıyorsunuz?

Şimdi bir yandan bilimsel bakış açısı vardır, diğer yandan siyasi bakış açısı. Bu ikisini ayırdetmemiz zselcan-qeseu-qese-virenu-leksikonlazım. Dünya bilim çevresinde Zazaca kesin ve tartışmasız, dil olarak kabul edilmektedir. Biz de kendi bilimsel çalışmalarımızla Zazaca hakkında detaylı tetkik yaptık. Fakat ülkemizde ne yazık ki, etnik sorunların çözümlenememesi beraberinde bu tür tartışmaları da getiriyor. Kimin zoru kime giderse, “O benim kuyruğumdur, ben kral olacağım oda benim kölem olacak” diye planlamalar yapıyor. En fazla da ülkemizde yaşanıyor bu acı olaylar. Diğer diller kabul edilmedi ve bunlar asimile edilmeye çalışıldı. Fakat baktılar ki bu mümkün değil, asimile edilemez. Bir ara Zazaca, Türkçenin bir lehçesidir denildi. Eskiden de Kürtçe için dil değil, Türkçe’nin alt kolu vs denildi. Şimdi de Kürt siyasetçiler bunu taklit ediyor. Zazaca Kürtçe’nin lehçesidir diyerek. Bu yanlıştır ve bundan vazgeçilmelidir. Herkes kendi dilini konuşmalıdır. Ülkemizde demokratik anlayışlar yer almalıdır. Çünkü bir dili basite indirgemek, o dile ve o dili konuşan topluma saygısızlıktır ve bu aynı zamanda asimile etmektir. Bu da çirkin bir zihniyettir. Artık buna bir son vermek lazım.

Kitabın üzerindeki resimde ağacın kökleri gövdesinden daha sağlam görünüyor. Bunda bir mesaj var mı?

Burada sembolik bir mesaj vardır. Atasözleri bir toplumun kültürel mirasıdır. Resimdeki ağacın toprak altındaki kökleri tarihi geçmişi sembolize ediyor. Toprağın üzerindekiler ise, günümüzde konuşulan atasözlerini sembolize ediyor.

Bu kitap ne kadar sürelik bir çalışmanın ürünü?

İlk çalışma 1983 yılında oldu ve Paris’te bir dergide basıldı. O zaman yeni başlanmıştı. O zamanlar Türkiye’de dil yasakları vardı. Açık adımızla yazamıyorduk. Fakat “Zılfi” adı altında edebiyatımızdan bir kısım yani bu atasözlerini yazmıştım. Ondan sonra 2012’de Berlin’de tamamladım. Yani 22 yıllık bir çalışmanın ürünü.

Zazaca, yöreye göre değişkenlik gösteriyor. Siz kitabınızda hangi yöreyi baz aldınız?

Dilbiliminde bu çok önemli bir prensiptir. Bazıları görüşlerine uymadığı veya hoşuna gitmediği için sözleri değiştirebiliyor. Fakat ben onu yapmıyorum. İnsanlar nasıl konuşuyorsa, nasıl defterine kaydetmişse o şekilde orijinal haliyle yazıyorum.

Peki Zazaca’nın okunuşu ve yazılışı aynı mıdır?

Tamamen aynı. Fakat Türkçe’de olmayan sesler var. Onlara alışmak lazım.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu eserin üniversitemiz tarafından basılması, çok önemli bir olay. Ülkemizin, bölgemizin kültür tarihi açısından sembolik önemi vardır. Çünkü bölgemiz hep kötü yanlarıyla yansımıştır dış dünyaya. Bende diyorum ki; hiç mi pozitif bir yanımız yok? Bu yörenin bir kültürü, tarihi vardır. Negatif şeyleri de, pozitif şeyleri de vardır. Bu eser gelecek nesillere sunulan bir mirastır.

http://haber.tunceliemek.com.tr/zulfu-selcan-ile-soylesi/

Tunceli Üniversitesi Öğretim Üyesi Zülfü Selcan, Zazaca söylenişi ve kitabındaki yer alan şekliyle Zılfi Selcan ile bir söyleşi yaptık. Zaza Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Selcan’a Zazaca’nın durumu, süren tartışmalar, üniversitedeki eğitimi sorduk. İşte, yöreden yöreye değişen Zazaca’da, hangisinin sözlükte yer aldığına dair sorular da yönelttiğimiz Selcan ile yapılmış o söyleşi:

Toplam kaç adet sözlük basıldı?

1.000 adet basıldı.

Bölümde kaç öğrenci okuyor?

Bölümümüzde 4 sınıf var. Ortalama her sınıfın mevcudu 30 civarında. Toplam 135 öğrencimiz var. Bu yazın sonunda ilk mezunlarımızı vereceğiz.

Zaza dilini bitirenler nerede istihdam olabilir? Geleceği olan bir bölüm müdür? Ya da sadece dili yaşatmak amacıyla açılan bir bölüm mü?

Buradan mezun olanlar Zazaca Öğretmeni olarak mezun olacak. Ve bu hakları da YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylandı. Onlarda Türkçe veya Almanca öğretmeni gibi atanacaklar. Ülkemizde dil yasaklarının kalkması, ortaokullarda Zazaca dilinin seçmeli ders yapılması ve halk eğitim kurslarında kurs vermeleri için Zazaca Öğretmeni ihtiyacı olacaktır. Öğrencilerimiz buralarda istihdam edilebilecek.

Bölümünüzden mezun olan bir öğrenci, Zazaca’yı çok iyi anlayıp konuşabilecek mi?

Eğer düzenli bir eğitim alırsa, tabi ki. Ancak dil bölümlerinde önce dil öğretilir ondan sonra öğrenci öğrenimine başlar. Ülkemizde bu yapılmıyor. Mesela birisi Alman Edebiyatı okumak istiyorsa, öğrenimin ilk evrelerinde Almanca eğitimi alması ve Almanca’yı öğrenmesi lazım. Ondan sonra üniversiteye kaydolması lazım. Ülkemizde bu eksiklik var. Neden bunları söylüyorum? Çünkü hazırlık sınıfı olmazsa, öğrenciler dil bakımından imtihan edilmezse, dil bilenle bilmeyen aynı sınıfta olursa bu öğrenmeyi güçleştirir. Ayrıca dili azda olsa bilen ile bilmeyenin aynı sınıfta okuması ilerlemeyi de yavaşlatır.

Hocam Zazaca’yı Kürtçe’nin lehçesi diye tanımlayıp ısrarla dil olmadığını savunan da var. Dil olduğunu ve kaybolmaya yüz tuttuğunu düşünen de. Siz Zazaca’yı ne olarak tanımlıyorsunuz?

Şimdi bir yandan bilimsel bakış açısı vardır, diğer yandan siyasi bakış açısı. Bu ikisini ayırdetmemiz zselcan-qeseu-qese-virenu-leksikonlazım. Dünya bilim çevresinde Zazaca kesin ve tartışmasız, dil olarak kabul edilmektedir. Biz de kendi bilimsel çalışmalarımızla Zazaca hakkında detaylı tetkik yaptık. Fakat ülkemizde ne yazık ki, etnik sorunların çözümlenememesi beraberinde bu tür tartışmaları da getiriyor. Kimin zoru kime giderse, “O benim kuyruğumdur, ben kral olacağım oda benim kölem olacak” diye planlamalar yapıyor. En fazla da ülkemizde yaşanıyor bu acı olaylar. Diğer diller kabul edilmedi ve bunlar asimile edilmeye çalışıldı. Fakat baktılar ki bu mümkün değil, asimile edilemez. Bir ara Zazaca, Türkçenin bir lehçesidir denildi. Eskiden de Kürtçe için dil değil, Türkçe’nin alt kolu vs denildi. Şimdi de Kürt siyasetçiler bunu taklit ediyor. Zazaca Kürtçe’nin lehçesidir diyerek. Bu yanlıştır ve bundan vazgeçilmelidir. Herkes kendi dilini konuşmalıdır. Ülkemizde demokratik anlayışlar yer almalıdır. Çünkü bir dili basite indirgemek, o dile ve o dili konuşan topluma saygısızlıktır ve bu aynı zamanda asimile etmektir. Bu da çirkin bir zihniyettir. Artık buna bir son vermek lazım.

Kitabın üzerindeki resimde ağacın kökleri gövdesinden daha sağlam görünüyor. Bunda bir mesaj var mı?

Burada sembolik bir mesaj vardır. Atasözleri bir toplumun kültürel mirasıdır. Resimdeki ağacın toprak altındaki kökleri tarihi geçmişi sembolize ediyor. Toprağın üzerindekiler ise, günümüzde konuşulan atasözlerini sembolize ediyor.

Bu kitap ne kadar sürelik bir çalışmanın ürünü?

İlk çalışma 1983 yılında oldu ve Paris’te bir dergide basıldı. O zaman yeni başlanmıştı. O zamanlar Türkiye’de dil yasakları vardı. Açık adımızla yazamıyorduk. Fakat “Zılfi” adı altında edebiyatımızdan bir kısım yani bu atasözlerini yazmıştım. Ondan sonra 2012’de Berlin’de tamamladım. Yani 22 yıllık bir çalışmanın ürünü.

Zazaca, yöreye göre değişkenlik gösteriyor. Siz kitabınızda hangi yöreyi baz aldınız?

Dilbiliminde bu çok önemli bir prensiptir. Bazıları görüşlerine uymadığı veya hoşuna gitmediği için sözleri değiştirebiliyor. Fakat ben onu yapmıyorum. İnsanlar nasıl konuşuyorsa, nasıl defterine kaydetmişse o şekilde orijinal haliyle yazıyorum.

Peki Zazaca’nın okunuşu ve yazılışı aynı mıdır?

Tamamen aynı. Fakat Türkçe’de olmayan sesler var. Onlara alışmak lazım.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu eserin üniversitemiz tarafından basılması, çok önemli bir olay. Ülkemizin, bölgemizin kültür tarihi açısından sembolik önemi vardır. Çünkü bölgemiz hep kötü yanlarıyla yansımıştır dış dünyaya. Bende diyorum ki; hiç mi pozitif bir yanımız yok? Bu yörenin bir kültürü, tarihi vardır. Negatif şeyleri de, pozitif şeyleri de vardır. Bu eser gelecek nesillere sunulan bir mirastır.

http://haber.tunceliemek.com.tr/zulfu-selcan-ile-soylesi/

Related posts

error: Content is protected !!